ABD ile İran arasındaki gerilimin enerji fiyatları üzerinden enflasyonist baskıları artırabileceğine yönelik endişeler ve ABD yönetiminin uygulamaya aldığı tarifelerin fiyat artışlarını hızlandırabileceğine ilişkin soru işaretleri, küresel merkez bankalarının bu hafta vereceği mesajların önemini artırıyor. Bu gelişmeler, merkez bankalarının faiz kararları ve para politikaları üzerinde belirleyici bir rol oynayacak. Petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkması, enflasyon görünümüne yönelik riskleri artırarak merkez bankalarının hareket alanını daraltıyor. Yatırımcıların odağı, bu hafta açıklanacak Fed, BoJ ve BoE kararlarına çevrilmiş durumda.
ABD-İran Gerilimi Enerji Fiyatlarını ve Enflasyonu Etkiliyor
Orta Doğu’da yeniden yükselen gerilim nedeniyle geçen hafta petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması, küresel enflasyon görünümüne ilişkin riskleri derinleştirdi. Enerji maliyetlerindeki artış, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Para otoritelerinin fiyat istikrarını önceleyen söylemlerini koruması bekleniyor. Gelişmeler, merkez bankalarının para politikalarında sınırlı bir alanla karşılaşabileceğine işaret ediyor. Enerji şokunun ekonomiye etkileri, merkez bankalarının karar alma süreçlerinde kritik bir faktör haline geldi. Bu durum, enflasyonist baskıların küresel çapta yayılmasına neden olabilir.
İçindekiler
Fed Kararı ve Kevin Warsh’un Yönlendirmeleri Piyasaları Biçimlendirecek
Küresel finans mimarisinde belirleyici konumda bulunan Fed‘in çarşamba günü alacağı para politikası kararı, piyasaların en önemli gündem maddesi olarak öne çıkıyor. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed‘in politika faizini bu toplantıda yüzde 66 ihtimalle sabit bırakacağı öngörülüyor. Bankanın yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımına gidebileceğine yönelik beklentiler gücünü koruyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümüne yönelik riskleri artırması, bu beklentileri destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Kararın ardından Fed Başkanı Kevin Warsh‘un yapacağı sözlü yönlendirmeler piyasalar açısından büyük önem taşıyor. Yatırımcılar, Warsh’un yönlendirmelerinde bankanın eylül, ekim ve aralık toplantılarındaki olası adımlarına ilişkin ipuçları arayacak. Warsh, ileriye dönük yönlendirme yapmaktan kaçınırken basın toplantısında birçok kez “fiyat istikrarı” ifadesini kullanmıştı. Warsh, “Fiyat istikrarı hedefimizi gerçekleştirme kapasitesine ve kararlılığına sahibiz, tam olarak yapacağımız şey de budur.” değerlendirmesinde bulunmuştu. Bu açıklamalar, Fed‘in enflasyonla mücadelede kararlı olduğunu vurguluyor.
- Fed‘in çarşamba günü politika faizini sabit bırakması bekleniyor.
- Para piyasalarında yıl sonuna kadar en az bir faiz artışı fiyatlanıyor.
- Kevin Warsh, fiyat istikrarı konusunda vurgulu mesajlar veriyor.
- Petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyonist baskıları destekliyor.
- Merkez bankalarının yaz aylarındaki toplantıları yıl sonu patikasını şekillendirecek.
- Yatırımcılar, karar metinlerindeki tonlamaya odaklanmış durumda.
Avrupa’da ECB Kararı Sonrası Gözler BoE’ye Çevrildi
Avrupa tarafında, geçen hafta Avrupa Merkez Bankası (ECB), 3 temel politika faizini piyasa beklentileri doğrultusunda sabit bıraktı. Karar sonrasında ECB Başkanı Christine Lagarde, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle yaşanan enerji şokunun enflasyona ilişkin tam etkilerinin henüz ortaya çıkmadığını söyledi. Lagarde, belirli bir faiz patikasına önceden bağlı olmadıklarını dile getirerek, “Faiz kararlarımız gelecek ekonomik ve finansal veriler ışığında enflasyon görünümüne ve bu görünüm etrafındaki risklere, temel enflasyon dinamiklerine ve para politikasının ekonomiye aktarım gücüne ilişkin değerlendirmelerimize dayanacak.” diye konuştu.
ECB‘nin aldığı kararın ardından gözler, perşembe günü para politikası kararını açıklayacak İngiltere Merkez Bankası‘na (BoE) çevrildi. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda BoE‘nin bu toplantıda politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken, piyasa beklentileri yıl sonuna kadar bankanın bir faiz artırımına gideceğine işaret ediyor. Ayrıca, İngiltere’de yeni Başbakan Andy Burnham göreve başladı. Burnham, ülke ekonomisini devletin rolünü güçlendirecek yeni bir modelle büyütme hedefini gözetiyor. Yeni Başbakan, ekonomik karar alma gücünün bölgelere yayılması, ülkenin yeniden sanayileştirilmesi ve kamu politikalarının yerli üretimi destekleyecek şekilde kullanılmasını amaçlıyor.
Asya’da BoJ Kararı ve Enflasyon Baskıları Gündemde
Orta Doğu’daki gelişmelerin dolaylı etkileri Asya ekonomilerinde de hissedilirken, Japonya’da enflasyonist baskıların sürmesi ülkede faiz patikasına yönelik beklentilerin şahin kanatta kalmasına neden oluyor. Japonya’da yıllık enflasyon haziranda yüzde 1,7’ye yükselerek son 6 ayın en yüksek seviyesini gördü. Ülkede hızlanan çekirdek enflasyon da enerji maliyetlerinin ekonominin geneline yansımaya devam ettiğini gösterdi. Haziran toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 1’e yükselterek 31 yılın en yüksek seviyesine çıkaran BoJ‘un cuma günkü toplantısında temkinli duruş sergilemesi bekleniyor. Para piyasalarında, BoJ‘un yıl sonuna kadar bir kez faiz artışı yapabileceği fiyatlanıyor.
Öte yandan dolar, yen karşısında 40 yılın en yüksek seviyelerinde seyrederken, yendeki bu değer kaybı Japon ekonomi yönetiminin karar almasını zorlaştırıyor. Geçen hafta 164’e yaklaşarak 40 yılın en yüksek seviyelerinde işlem gören dolar/yen paritesi, Japon ekonomi yönetiminin kura müdahale etme ihtimalini masada tutuyor. Bu gelişmelerle küresel merkez bankalarının bu hafta atacağı adımlar piyasalarda dikkatle izlenecek. Karar metinleri ve merkez bankası başkanlarının açıklamalarında kullanılacak tonlamanın piyasaların yönü üzerinde etkili olması bekleniyor. Merkez bankalarının faiz kararları, yılın geri kalanına ilişkin ekonomik görünüme yön verecek.